17 Haziran 2017 Cumartesi

Kastamonu:Azdavay- Valla Kanyonu

Yeniden merhaba!
Bu kez Valla Kanyonu ile geldim.
Açık söylemek gerekirse yakın bir zamana kadar ne Valla Kanyonu, ne de memleketimde olan diğer doğal güzelliklerden haberim vardı. Aslında eskiden de Google Earth'te gezinir, fotoğraflara bakarak fikir sahibi olmaya çalışırdım birçok yer hakkında. Ama nedense pek çok yer gibi buralara da hiç uğramamışım ve burnumuzun dibinde olan bir çok yeri görmemişim. Tabi bunda birlikte gidip görmeyi göze alacak insanlara sahip olmamak da büyük rol oynuyordu. Şimdi benimle birlikte heyecan duyan, sabırsızlanan ve merak eden insanlar var.
Gezimizi oluştururken kısa zamanda gidebileceğimiz kadar çok yere gidebilecek şekilde bir plan yaptık. Genel olarak planımıza sadık kalsak da yol durumlarından haberimiz olmadığı için bazı şeyleri son dakikada değiştirmek zorunda kaldık. Gezimizin Kastamonu ayağında biraz şansa göre hareket ettik ama hemen hemen istediğimiz her yeri de gördük. 
Valla Kanyonu, Horma Kanyonu ve Çatak Kanyonu birbirine yakın yerlerde oldukları için tek seferde üçünü de gezebiliriz diye düşündük. Horma ve Valla kanyonları Pınarbaşı ilçesinde, Çatak ise Azdavay ilçesinde bulunuyor. Bu kanyonlar için iki gün ayırmıştık ancak yol durumlarına ve yolda harcanacak vakite göre düşünüyorduk her şeyi. Bu yüzden ilk olarak en çok vakit harcayacağımız Valla Kanyonu'nu ilk sıraya koyduk ve Ayancık'tan sabah Kastamonu- Pınarbaşı'na doğru yola çıktık. Yol üzerindeki Azdavay'a geldiğimizde, bu küçük ilçenin yemyeşil dağlar arasında oluşu çok hoşumuza gitti ve biraz gezinmeye karar verdik. Dolaşırken belediye oteli ile ilgili bir yazı gördük ve merakla belediye otelini aramaya koyulduk. Çünkü Pınarbaşı'nda da otelde kalmayı düşünüyorduk. Uygun fiyatlı olması ve ilçenin de hoşumuza gitmesi sebebiyle Azdavay'da kalmaya karar verdik. Azdavay şirin, küçük, yemyeşil bir ilçe. Fazla fotoğraf çekmemişim maalesef. 
 Bu teyzenin kıyafeti çok güzeldi. Gözlükleri ben ekledim. Beyaz çizgiden daha iyi durdular bence :)
İlçeden geçen çay. Çayın dibindeki tepe mesire alanı. Karşıya geçmek için kullanılan eski bir köprü var. Aşıklar Köprüsü ismi :)
Kaldığımız belediye oteli. 
Mesire alanından Azdavay'a bakış..

Azdavay'ı geçip Pınarbaşı'na gidiyoruz. Pınarbaşı'ndan da çıkıp Küre Dağları Milli Parkı sınırlarına giriyoruz. Karşımızda birçok tabela. Bizi şimdilik ilgilendiren kısmı teras. Ancak oraya kadar gidebileceğimiz için seyir terasına doğru yolumuza devam ediyoruz. Bu yol kıvrım kıvrım Küre Dağları yolları :)
Orada mı burada mı derken görünüyor kanyonun zirvesi. Bol inişler, tırmanışlar ve dönüşler sonrasında yüksek bir tepeye kurulmuş olan Muratbaşı'na varıyoruz. Aracımızı park edip teras yoluna giriyoruz.
 Güzel manzarayı seyrediyoruz bolca.
Sonunda karanlık orman yoluna varıyoruz. 1 km boyunca bu karanlık yoldan ilerliyoruz. Gittiğimiz mevsim yağışlı olduğu için patika bayağı kaygandı. Dağ çok dik olduğu için patika kenarına ahşap korkuluk yapılmış. Kendi başınıza aşağı inmeniz veya yukarı çıkmanız çok tehlikeli.
Sonunda terası görüyoruz. Çok dik ve oldukça korkunç görünüyor. Çok rüzgarlı olduğu için terasa çıkmaya korktum bayağı. Ancak oraya kadar gitmişken korkuma yenilmem hiç de güzel olmazdı. Bu yüzden cesaretimi toplayıp basamakları tırmanıyorum. Her iki tarafta da harika manzaralar var.
Kanyon aşağıda. Çok yüksek ve terastan görmemiz bile zor. Ama bulunduğumuz yükseklikteki manzara her şeye değiyor.
Aşağıdaki fotoğrafta kayada bir dağcının resmi var. 2012 yılında bu kanyonu geçmeye çalışırken arkadaşlarıyla birlikte girdiği sudan çıkamıyor, Anıl Bakar. Kabaca sifon denilen akıntıya kapılıyor ve su O'nu geri vermiyor. Bunları döndüğümüzde öğrendik. Dünyanın ikinci tehlikeli kanyonuymuş Valla Kanyonu. Uzaktan da olsa gördüğüm için mutluyum. Bol oksijen, dağ manzarası, orman yürüyüşü.. Kesinlikle değen bir geziydi.
Ve korksa da poz veren ben :D
Şimdilik bu kadar.
Sırada Horma ve Çatak Kanyonları var.
Görüşmek üzere.

2 Haziran 2017 Cuma

Kıymalı Enginar Sapı Yemeği ve Yoğurtlu Enginar Sapı Salatası

Gezinin arasına girmek gibi olmasın ama^^ paylaşmak için sabırsızlandığım, vaktiyken yazayım dediğim bir tarifim var.
Enginar sapını pazarda ilk gördüğümde şaşırdım. Sap kısmının da yenilebilir olduğunu bilmiyordum. Zaten yaprakların yendiğini öğrendiğimde de şaşırmıştım^^
Sap kısmını hazır temizlenmiş ve su içerisinde poşetlenmiş olarak görünce denemek istedik ve aldık.
Eve gelince baktım ki zeytinyağlısı ve kıymalısı yapılıyoruş zaten. Tercihimi kıymalıdan yana kullandım ve hızlıca hazırlığa koyuldum. Büyük kısmıyla yemek yaptım, kalan kısmını da Ercüment yoğurtlu salata yaptı.
Her ikisi de çok beğendiğim lezzetler oldu. Özellikle yemeğe bayıldım. Bu ara pazarlarda enginar sapı kovalayabilirim^^
Gerçi enginar da aynı lezzeti verecektir diye düşünüyorum.
Kıymalı Enginar Sapı Yemeği
Malzemeler (2-3 kişilik)
10 adet enginar sapı
1 küçük boy soğan
Yumurta büyüklüğünde dana kıyma
1 avuç bezelye
1 avuç doğranmış havuç
2 yemek kaşığı ufak (kırık pirinç)
2 yemek kaşığı domates püresi
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı doğranmış dereotu
Su

Yapılışı
  • Tencerenize kıymayı koyun. Soğanı yemeklik doğrayıp 1 yemek kaşığı sıvıyağ ile kıymaya ilave edip kavurun. Domates püresi ve salçayı ilave edip karıştırın.
  • Enginar saplarını uzunlamasına 4'e kesin, sonra da her bir çubuğu 2 cm uzunluğunda kesip tencereye ekleyin. Havuç ve bezelyeyi de ekleyip kavurun.
  • Yüzeyden görünecek kadar su ilave edin. Tuzunu, karabiberini ve en son da kırık pirincini ekleyip karıştırın. Tencerenin kapağını kapatıp orta ateşte pişmeye bırakın.
  • Havuç ve bezelyeler piştiğinde ocaktan alın. 
Yoğurtlu Enginar Sapı Salatası
Malzemeler
4-5 adet enginar sapı
2 küçük salatalık
1 yemek kaşığı mayonez
7 yemek kaşığı yoğurt
Tuz
Zeytinyağı
Dereotu

Yapılışı
  • Enginar saplarını ve salatalıkları rendeleyin. 
  • Yoğurt, mayonez, dereotu ve bir çimdik tuz ilave edip iyice karıştırın. 
  • Servis tabağına alıp üzerine zeytinyağı gezdirin. 
Afiyet olsun!
Görüşmek üzere.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Sinop Hamsilos, Akliman

Geçen seneki hızlı gezimizde Hamsilos'u da görmek istemiştik ancak, tam olarak neresi olduğunu anlayamamıştık. Biz de yakınlarındaki Akliman'a gitmiş ve hayran kalınca fotoğraflarımızı orada çekmiştik. Bu sefer Hamsilos'u bulmak zor olmadı. Burası ve Akliman Karadeniz'deki doğal limanlardanmış ve İskandinav fiyordlarına* (Fiyort, denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşan ve çoğunlukla iç kesimlere kadar sokulan; ince, uzun, genellikçe çok derin ve kenarları çok dik körfez. Fiyortlar; genellikle Norveç, Grönland, Alaska gibi kuzey ülkelerinde görülen ilginç bir kıyı tipidir.) benzerliğinden ötürü Hamsilos Koyu çoğu kaynakta fiyort olarak geçiyormuş. Ancak Hamsilos görünüş itibariyle fiyorta benzese de aslında, Deveci Deresi Vadisi'nin daha derin kazılmış kesimlerinin denizin yükselmesi sonucunda boğularak limana dönüşmesiyle oluşan bir yer şekliymiş. Bu bilgiler koyun girişindeki tabeladan. Yani Hamsilos'un bir balık çeşidi değil de yer şekli olduğunu öğrenelim diye yazıyorum^^
Hamsilos'tan çıkıp, yol üzerinde geride bıraktığımız Akliman'a dönüyoruz ve ufak çaplı pikniğimiz için 12 TL ödedikten sonra alana giriyoruz. Burada piknik masaları, henüz yapım aşamasında olan WC ve hemen girişte bir işletme var, sezonda cafeye veya restorana dönüşüyor olabilir.
Gezimizin Sinop ayağı bu kadar. Sinop'tan kahvaltıdan sonra çıkıp, Kastamonu üzerinden Pınarbaşı için yola çıktık..
Gerisi bir dahaki sefere :)
Görüşmek üzere.

28 Mayıs 2017 Pazar

Sinop Erfelek Tatlıca Şelaleleri

Sinop'ta en sevdiğim yerlerden biri olan tatlıca şelaleleri kesinlikle görülmeye değer. Güzel bir doğa yürüyüşü için çok uygun bir yer. Büyüklü küçüklü, toplamda 32 şelale varmış burada ancak biz sadece 15 tanesini gördük. Şimdilik 17 tanesine kadar da ahşap yürüyüş yolu yapılmış ki bu çok gerekliymiş onu da gördük. Yollar genellikle nemli ve kaygan olduğu için yürüyüş yolu büyük rahatlık. Zaten onun dışında patika bir yol da yok. Çünkü sık bir ormanın içerisinde şelaleler.
Ayancık-Erfelek arasındaki bir yoldan sağladık ulaşımımızı. Tepeler ve yeşiller içerisinde yol aldıktan sonra baraj gölünü gördük. Dışarı çıkıp biraz nefes aldık ve seyrettik manzarayı. Tepeden manzarası harika olan bu göl kıyısında dönüşte çay içtik, keyif yaptık.
Bunlar yolda topladığım dağ gülleri. Hem sarı, hem de eflatun renklilerine rastladık. Karadeniz bölgesinde yetişen bir tür olan bu çiçeğin özünden elde edilen ve deli bal denen ekstraktın birçok faydası varmış. Ancak fazla tüketilmesi ölümle bile sonuçlanabiliyormuş. Ben kitabımın arasında kurutmak için birer tane aldım.
Şelalelerin başladığı alana geldiğinizde sizi bir dere karşılayacak. Hemen kenarına aracınızı parkedebilirsiniz ve köprüden geçip alana girebilirsiniz. Geçen sene fotoğraf çekimimiz için geldiğimizde (Nisan sonu) burada birkaç kişi dışında kimse yoktu ve giriş için ücret vermemiştik. Ancak bu gelişimizde (Mayıs ortası) araç için 10,50 TL alındı. Girişte WC bulunuyor. İlk şelalenin karşısına kurulu piknik masaları da var. İsteyen burada piknik yapabiliyor, hatta mangal için ocaklar yapılmış. Yani buraya bir gününüzü ayırıp önce güzel bir yürüyüş, ardından da iyice acıkmışken pikniğinizi yaparak, temiz havada, harika vakit geçirebilirsiniz.
İlk şelale bizim gördüklerimiz arasında en büyüğüydü. Köprüden geçtikten sonra küçük değirmenin içine girebilir, fotoğraf çekebilirsiniz. Hemen yanından başlayan parkur, bol inişli çıkışlı, ağaçlar arasında, bol çiçekli, kuş ve su sesleri eşliğinde yürüyeceğiniz, görseli harika bir yol. Ancak yağışlı sezonda gidiyorsanız mutlaka dikkatlice yürüyün. Bazı yerler ahşap bile olsa kayabiliyor ve tehlikeli olabilir.
 Gördüğüm her çiçeğin fotoğrafını çekmezsem olmaz :)
 Bu kulübenin ahşap bir terası var ve birkaç piknik masası konmuş. Sanırım sezonda çay-kahve servisi yapılan bir kafeye dönüşüyor.
Dönüş yolunda baraj gölünün kenarında durup dinlendik. Çaylarımızı içip açlığımızı yatıştırdık. Çünkü önümüzde Sinop mantısı bekliyordu bizi^^

Sinop, gezip görülecek yeri çok olan bir ilimiz. Yeni kütüğüm burada olduğu için mutluyum. Yeşil Kastamonu'dan sonra yine yeşil olan bir il olması güzel :)))
Daha gezmediğimiz çok yeri var Sinop'un. Henüz doğu ilçelerine gitmedik mesela. Ancak yakında Hamsilos ve Akliman yazımla burada olacağım.
Birlikte gezmek isteyenleri beklerim :)
Görüşmek üzere!
Hayırlı Ramazanlar.
Tasarım:Sawako Kuronuma